censorship
2011
Geçmişten günümüze ülkemizde bir çok sansürlemeyle karşılaşılmıştır. Siyasi İktidarın bu eylemleri, kişisel özgürlüklerin kısıtlanması,bir birey olarak belli normlara ve ahlaki ya da siyasi değerlerin getirdiği engellemelere maruz kalmaya sebep olmaktadır. İş, sansür kavramına, iktidarın kendi çıkarları ve ahlaki görüşleri doğrultusunda bizleri kendi normlarına uydurmaya çalışmasına eleştirel bir tavırla yaklaşmaktadır. Bunu yaparken de yine bir sansür örneği olan 1985 yılında uygulanmış 205 kelimelik Trt sansüründen sansürlü bir kelime olan ‘’Özgürlük’’ ve yerine kullanılması uygun görülen ‘’Hürriyet’’ kelimeleri kullanılmıştır. Bu kelimelerden ‘’Özgürlük’’ yeni Türkçe bir kelime olduğundan o dönem bazı gruplar tarafından kabul görmemiş hatta ‘’Ecevit’’ kelimeleri şeklinde bir tanımlamayla o dönem toplumun sağ kesimi tarafından eleştirilmiş ve dönemin Trt Genel Yayın Yönetmeni Tunca Toskay tarafından kullanımı yasaklanmıştır. Bu bağlamda zaman içerisinde bu kelimenin yerine kullanılması uygun görülen ‘’Hürriyet’’ sözcüğünü sağ kesim kendine mal etmiş ve bu iki kelime arasında bir siyasi ayrım ortaya çıkmıştır.
Sansürlenen kelimeler toplu iletişimden kimi düşünceleri ve konseptleri çıkarma yoluyla algıyı kontrol etme eylemi olarak da nitelendirilebilir. Böylelikle kelimelerin temsil ettiği ideolojinin, daha doğrusu üzerlerine yüklenen ideolojik temsiliyetlerinin önüne geçilmesi ile birlikte bireylerin fikirlerinin de ifade edilmesinin engellenmesi söz konusu olmaktadır.
Aslına bakılırsa ‘’Özgürlük’’ve ‘’Hürriyet’’ kelimeleri anlam olarak birbirlerinin tam da karşılığı değildirler. Özgürlük daha bireysel bir durumu nitelendirirken Hürriyet’in daha çoğulcu bir ifadesi vardır. Bu anlamsal ayrılıktan bağımsız olarak, o dönemin bu anlayışına dayanarak her iki kelimeyi de birbirinin aynı olarak ele alıyorum. İki kelime de sansüre zıt kavramlar ve bu enstalasyonda her iki kelimeyi de tipografik bir çözümlemeyle sansürlüyorum. İzleyicinin hareketi ile birlikte kelime altlarına yerleştirilmiş iki adet sensör vasıtasıyla kelimelerin sansürleri ortadan kalkıyor. Fakat her iki kelimeyi aynı anda sansürsüz olarak göremiyoruz. İzleyici seçtiği yön neresiyse oraya ait olan kelimeyi okuyabiliyor. Diğer kelime onun için hala sansürlü.Yer değiştirdiğinde ise aynı işlemin tersi gerçekleşiyor. Kelimelerin temsil ettiği ideoloji bağlamında izleyicinin bedenen durduğu yön arasında bir ilişki kuruluyor. Sağ ya da sol, bir taraftan diğerine bakıldığında sansürlü kavramlarla karşılaşıyoruz. Özünde aynı olmalarına rağmen temsiliyetleri bakımından bir nevi ‘’öteki’’ tarafından sansürlenerek ayrıma maruz kalmış iki kelime…

No trackbacks yet.